21 Ağustos 2017 Pazartesi

Tarık Gençay - İzmirspor'un Gelmiş Geçmiş En İyi Futbolcusuydu

Futbolumuzun henüz her şehrin kendi mahalli ligi içine hapsolduğu kırklı ve ellili yıllarda, A milli takımımızın kadrosu İstanbul kulüplerinin oyuncularından oluşuyordu. Daha doğrusu, İstanbul'un "üç büyükler" adı verilen takımları dışında bazen Vefa, İstanbulspor gibi kulüplerden birer oyuncu milli takıma girebiliyordu. İşte bu dönemde, milli takımın bu çok dar muhitine İstanbul dışından girebilmeyi başaran nadir oyunculardan biri İzmirsporlu Tarık Gençay'dı.

1926 yılında, İzmir'in Eşrefpaşa semtinde doğmuştu Tarık Gençay. İzmir futbolunu  ayrıntılı biçimde bilmeyenler için belirtelim; İzmirspor'un da doğum yeriydi Eşrefpaşa. Üçü erkek, ikisi kız, beş kardeşin en büyüğü olan Tarık'ın futbolla tanışması, o devirlerdeki bütün yaşıtları gibi, mahallenin boş arsalarında ve sokaklarında bezden toplarla yapılan maçlarla gerçekleşmişti. Belediyede memur olan babası,o yıllardaki yaygın tavrın aksine, oğullarının futbol oynamasına kızmıyor, hatta teşvik ediyordu. Ne var ki, babanın memur maaşı, yedi nüfuslu ailenin geçimine yetmediği için Tarık daha orta birde okurken okulu bırakıp çalışmak zorunda kalmıştı. 



Yazının tamamını okumak için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:
http://dinyakos.com/2017/08/21/tarik-gencay-izmirsporun-gelmis-gecmis-en-iyi-futbolcusuydu/

10 Ağustos 2017 Perşembe

Erhan Arslan: Tekirdağ'ın Nüfusu 30 Bindi, Sevilla'daki Maçta 75 Bin Kişi Vardı

Henüz 17-18 yaşlarındayken, Türkiye Üçüncü Ligi'nde mücadele eden Tekirdağspor'un kalesini memleketin taşlı, tozlu, çamurlu sahalarında koruyan Erhan Arslan, kendini bir anda Sevilla'nın 75 bin kişilik stadyumunda, İspanya olimpik milli takımının karşısında bulmuştu. O maçta ve Adana'daki rövanşta sergilediği başarılı performans, ona henüz 20 yaşını doldurmadan Türkiye Birinci Ligi'nin yolunu açmıştı. Adanaspor'da başladığı bu yolculukta, daha sonra Kocaelispor, Sarıyer ve Bursaspor'un kalesini korudu. Tekirdağspor kalesine geçmeden önceki hayatını şöyle anlatıyor Erhan Arslan: "13 Kasım 1956'da Tekirdağ'da doğdum. 13 Kasım Tekirdağ'ın kurtuluşudur. Annem fener alayından gelmiş, ben doğmuşum evde. Ben dört çocuğun ikincisiyim. Varlıklı bir ailenin çocuğu değildim. Babam o zaman Köy Hizmetleri'nde çalışıyordu. Ben çocukken hep bir meslek sahibi olmamı istiyordu. O yüzden uzun zaman gizli gizli top oynadım. İlkokula giderken koyu bir Beşiktaş taraftarıydım. O zamanlar gazeteler ağaca asılırdı. Pazartesi günleri okula giderken spor sayfalarını okuyordum. Necmi, Fethi, Erkan, Kuzman, Büyük Ahmetli Beşiktaş haberlerini okumaktan sınıfa her Pazartesi geç gidiyordum.  Her semtin kalecisiydim ben. Bizde öyle ayrım yapılmazdı. 'Bizden oyna sen bu hafta,' 'Turnuva maçlarımız var, bize gel,' derlerdi. O zaman Tekirdağ'ın nüfusu fazla değil. Herkes birbirini tanıyor. Arsalar çok bol. Akşam okuldan çıkınca veya okula gitmeden önce sürekli maç yapardık. O kadar gizli bahçemiz vardı ki. Süleyman Paşa İlkokulu vardı, Namık Kemal Lisesi vardı. Bir yığın arsalar vardı top oynayacağımız. Mesela benim evime yakın mezarlık yeri vardı, eski mezarlık. Yokuş olmasına rağmen orada akşama kadar top oynuyorduk mahalle arkadaşlarımızla."


Yazının devamını okumak için aşağıdaki linki tıklayın:

http://dinyakos.com/2017/08/10/erhan-arslan-tekirdagin-nufusu-30-bindi-sevilladaki-macta-75-bin-kisi-vardi/